O yazıda Can Dündar yazmış ki:"Yüreğe karşı etek!
Ortalama erkeğin tutkusu da takıntısı da tendir.
Sevdiği kadın başkasına gönül verse aldırmaz ama eline başka erkeğin eli değse cinayet işleyebilir. Şöyle düşünür:
“İsterse başkasını sevsin, yeter ki sevişmesin.”
Kadında cümle tersine döner:
“İsterse başkasıyla sevişsin, yeter ki sevmesin.”
Çünkü kadına göre vücudun merkezi yürektir; erkeğe göre etek...
İstisnalar dışında ikisi de o merkezi koruma derdindedir.
Erkek eteği paylaşmaz, kadın yüreği..."
Mine diyor ki:İnsanın gücü ile ilişkili olmasın bu ya da çaresizliğin öğrettiği bir davranış biçimi?
Erkek, fiziksel gücü ile kadının başkasıyla fiziksel beraberliğini engelleyebileceğini, ama ruhunu kafese sokamayacağını öğrenmiştir, işte orada durmak zorunda kalır…
Kadın da erkeğin fiziksel beraberliğini fiziksel olarak engelleyemeyeceğini bilir, bari evde olsun ya da “bari sevmeden yapsın”la avunur, bu arada hafiften, sevilmeden yatılan kadının aşağılanması yoluyla içsel denge de kurulmaya çalışılır…
Başka bakış açıları bulmak da mümkün… istisnalar ise her zaman olabilir.
Kadının “yürek”çi oluşu, erkeğin “etek” zaafiyetleri, kadınlar için bir yem gibi atılıyor bazen, bazen pohpohlamak için, sanki…
Gaza gelmeyelim, arkadaşlar,
aldatma aldatmadır, azı-çoğu, iyisi, kötüsü olmaz…Yeter ki savunma mekanizmalarında kaybolmadan, bilerek, isteyerek, ne yaptığını ve sonuçlarını kabul ederek, özgür irade ile yürüsün her şey…
Çok acımasız bir feminist söylem gelebilir ilk bakışta, ama ben bir humanistim…
Can Dündar'ın kendisi açısından da yürek-etek meselesine bakışı nasıl acaba? Aşağıdaki açıklamaları, kısmen fikir verici, belki, tamamen değil ama...
"Sevdim, eşime söyledim, tamam" mı?
Söyleyince aldatma bitmiş mi oluyor?
Can Dündar gibi biri için (kadınlar cephesinde sadakatin, aşkın, romantizmin kalesi) "ortalama" gruba girmek, prestij kaybetmek midir?
Yoksa bazı kesimlerce "suç" kabul edilen bir eylemin hafifletilmesi (normalleşmesi) midir? Ya da yürekle yapıldığı için, kadınlarınki gibi, saygın bir durum mu kabul edilmelidir?
Çok karışık işler değil mi?
Nedir bu işin doğrusu?
Ya da var mıdır tek bir doğru????
18 yıldır Dilek Dündar’la evli olan bir çocuk babası usta gazeteci önceki gün yanında esmer bir kadınla Bebek’e geldi. Ve arabasını park ettikten sonra yanındaki kadınla Boğaz’da çalışan deniz taksilerden birine bindi. Güzel havanın ve Boğaz’ın tadını çıkaran ikili, tekne kıyıdan iyice uzaklaştıktan sonra öpüşmeye başladı.17.09.2009
Aşağıdaki alıntı kendi sitesindeki arama motorundan
'Birini sevdim, bunun hesabını eşime verdim'
Habertürk Gazetesi Magazin
'Birini sevdim, bunun hesabını eşime verdim'
Evli olduğu halde, teknede kız arkadaşıyla öpüşürken HABERTÜRK'e yakalanan gazeteci-yazar Can Dündar sitesinden kendini bu sözlerle savundu
İSTANBUL Bebek'ten bindiği teknede kız arkadaşıyla öpüşürken yakalanan Can Dündar, suskunluğunu bir gün sonra bozdu. İnternet sitesinden yaptığı açıklamada öpüştüğü kız arkadaşıyla aralarında bir aşk olduğunu ve bunu da yakalanmadan daha önce eşine anlattığını dile getirdi. Paparazzilerin her gün adeta nöbet tuttuğu Bebek'te muhabirimize yakalanmasının tesadüfi olmadığını ima etti. Dündar, bunun bir kaçamak olmadığını belirtti, işte Can Dündar'ın yakalanmasına ilişkin açıklaması:
"Bir süredir kendimi dinliyorum. Ama basına yansıyan haberler karşısında konuşmak şart oldu. Uzun konuşmayacağım. Her kararın bir faturası olur. Ben de kendi kararımın faturasını ödeyeceğim. Yeter ki sadece bana ödetilsin. Net’te konuya ilişkin geyik çeviren çoluk çocuğun aşina olduğu bir 'kaçamak' değil bu; Birini sevdim.
Ve -suçsa bu- hesabını, vermem gereken tek kişiye, eşime verdim.
Hem de haber çıkmadan önce… Gerisi kimseyi ilgilendirmez. Bu, benim hayatım. Hatasını da, sevabını da üstlenmeye hazırım."
HABERTÜRK yakaladı
Eşine olan aşkını her fırsatta dile getiren "romantik' gazeteci - yazar Can Dündar, Bebek açıklarında HABERTÜRK magazinin objektifine esmer bir güzelle öpüşürken böyle yakalanmıştı. Dündar, sevgilisi ile birlikte fotoğraflandığını öğrenince 18 yıldır evli olduğu eşi dilek dündar'a durumu anlattı. Dündarın bir oğlu var
Mine sordu:Canlandırın, durum şöyle mi gelişmiş?
"Bir film galasına Can Dündar sevgilisinin elinden tutarak geldi, gazeteciler üşüşünce de 'yeni aşkım, eşim biliyor, boşanmak için de başvurduk' ya da 'şimdilik böyle ayrı ayrı idare edeceğiz' ya da 'iki kişiye aşığım' ya da 'vs vs' dedi" mi,
yoksa, yalnız ikisinin bindiği bir deniz taksisinde denizin ortasında öpüşürken görüntülendikten sonra mı duydu insanlar?
İşte sorun ilk başta burada, galiba... ötesi, ahlak kavramı bile belki, gerçekten subjektif...