REVİZYONİZMRevizyonizm, Marksizmin, işçi sınıfının eylem kılavuzunun temel ilkelerinin değiştirilmesi, düzeltilmesi(!), revize edilmesi anlamına gelir. Bu yolla Marksizmi devrimci içeriğinden koparmaya, onu burjuva çıkarları doğrultusunda değiştirmeye yönelir. Revizyonizm, Marksizmin 19. yüzyıl sonlarına doğru işçi sınıfı hareketi içinde egemen hale geldiği bir sırada ortaya çıktı. "Bir zamanların ortodoks Marksisti Bernstein büyük bir gürültü ile ortaya çıkan bu akıma adını vermekteydi. Marks'ın görüşlerinin ıslah edilmesini ileri süren bu akım kısaca Marks’ın revizyonunu önermekteydi: Revizyonizm." (Lenin). Lenin revizyonizm için Marksizmin burjuvaca iğdiş edilmesidir de der.
Bernstein Marks'ın görüşlerinin eskidiğini ileri sürdü. İdeolojik planda marksizmin özü olarak ne varsa onları düzeltmeye çalıştı. Marksizmin iktisadi ve felsefi alandaki teorilerini reddetti. Politik alanda ise marksizmin işçi sınıfı mücadelesine yön veren evrensel kuramı olan sınıf mücadelesi yerine sınıflar barışını koymaya kalktı. Burjuva parlamentarizmini ve demokrasiyi sınıflarüstü bir şey olarak göstererek, bu şartlarda proletaryanın sınıf mücadelesini, reform talepleri ve ekonomik düzeltmeler-reformlar derecesine indirdi.
Bernstein revizyonizmi, katışıksız ekonomizmin teorisiydi. Bernstein 19. yüzyılın sonlarına doğru kapitalizmin gösterdiği "nispi istikrar"ı bahane ederek marksizmin eskidiğini ileri sürerken iki kere yanılıyordu. O, ilk olarak marksizmin, kapitalizmin fazla üretim buhranları yoluyla kendiliğinden yıkılması-katastrof-teorisine dayandığını ileri sürdü. İkinci olarak da 19. yüzyılın sonlarına doğru kapitalizmin yaşadığı nispi "istikrar" dönemine bakarak marksizmin "buhranlar teorisi"nin geçerliliğini yitirdiğini ileri sürdü. Ne marksizm kendiliğinden "çöküş" teorisine dayanıyordu, ne de onun buhranlar teorisi eskimişti... Nitekim 19. yüzyıl sonlarında kapitalizm sürekli buhranlar çağı olan emperyalist döneme girerken II. enternasyonal revizyonizminin yıkıntıları üzerinde emperyalist dönemin marksizmi olan leninizm yükseldi.
Revizyonizmin politik plandaki yöntemi:
OPORTÜNİZM
"Tavrını mevcut durumlara göre ayarlamak, güncel olayların ve küçük politik hesapların doğrultusunda bir uzlaşma yoluna gitmek (...) kapitalist sistemi bütünüyle ele almadan ve sistem özellikterini doğru değerlendirmeden, kapitalizmin geçirdiği evrimlere ayak uydurmak, birincil amacı anlık çıkarlar uğruna feda etmek(abç). lşte revizyonizmin izdediği politika yöntemi." (Lenin)
İlk defa Bernstein tarafından formüle edilen bu sapma, 19. yüzyılın sonlarında değişik ülkelerde değişik biçimlerde fakat özü daima aynı kalarak uluslararası bir olay olarak yer aldı. Revizyonizm sözcüğü dar anlamda bu akımı belirlemek için kullanılır. Genel anlamıyla ise revizyonizm Marksizm-Leninizmin "her zaman geçerli olan evrensel tezlerinin inkar edilmesi" olduğu söylenebilir.
Eski-klasik revizyonizm açıkça marksizmi reddediyor ve onun eskidiğini ileri sürüyordu. Artık bugün çağdaş revizyonizmlerde bu açıklığı bulmak olanaksızdır. Şimdi onlar Marksizm-Leninizmi sözde inkar etmiyorlar, ama Marksizmin özü olan ne varsa, onları değişen şartları ileri sürerek reddediyorlar. Bugün SSCB revizyonistleri çağdaş şartlar altında proletaryanın ve sosyalist ülkelerin temel görevlerinin bir nükleer savaşı önleme olduğunu ileri sürüyorlar. Buradan hareketle de devrimci mücadeleyi bir "sosyal ilerleme" ve de "barış-yarış" edebiyatına indirgiyorlar. Revizyonistlerin sözcülüğünü yapan bir sözde sol gazete geçenlerde SSCB revizyonistlerini şöyle savunuyordu: "Sovyetler Birliği Türkiye'ye neden yardım ediyor? Çünkü Sovyetler sosyalist bir ülkedir. Bu yüzden Türkiye'nin de sosyalist olmasını isterler. SosyaIizm ise işçiler tarafından gerçekleştirilir. Oysa Türkiye’de 2-3 milyon işçi var. İşte Sovyetler Türkiye'ye fabrikalar açıyor ki işçiler çoğalsın ve onlar da sosyalizmi getirsinler."
Klasik-eski revizyonizmden farklı olarak yeni tip revizyonizme çağdaş-modern revizyonizm denir.
Her oportünizm, her taktik hata mutlaka revizyonizme dayanmaz. Ama oportünist politikanın sistemli olarak sürdürülmesi revizyonizme, marksizmin dışına götürür. "Doğal olarak da izlediği bu politika sonsuz yöntem değişikliklerine, küçük ya da büyük çaptaki her 'yeni' sorun karşısında olayların büyük ya da küçük çapta ve umulmadık bir yön değiştirmesinde gelişmenin temel çizgisini, önemsiz bir dereceye ve geçici bir süreye göre değiştirmesine yol açmaktadır. Bu anlayış sürdürüldüğü müddetçe de kaçınılmaz olarak şu ya da bu şekilde revizyonizmin değişik biçimlerde ortaya çıkmasını engelleyemeyecektir" (abç) (Lenin, Marksizm ve Revizyonizm) 19. yüzyıl sonlannda Avrupa'da ortaya çıkan revizyonizm, işçi sınıfı içindeki ayncalıklı bir tabakaya "işçi aristokrasisi"ne dayanır.
DOGMATİZM
Marksizm bir dogmalar yığını değildir. Gerek doğa gerekse insan toplumları sürekli bir gelişme bir evrim ve bir değişim içindedir. Diyalektik materyalizm bu "hareket"in yasalarını inceler. Marksistlere göre "gerçeklik" değişmeyen bir olgu değildir. Marksizm bu yüzden ortaya çıkan her yenni durumu çözecek fomüllerin toplamı demek değildir. "Ne nesnel dünyadaki değişme süreci sona erer, ne de insanın pratik yoluyda kazandığı doğru bilgi. Marksizm hiç bir zaman bütün doğrular üzerine olan bilgiyi özet halinde vermemiştir. O, sadece pratik yoluyla doğru bilgiye olan yolu açmıştır. Sonuç olarak biz, öznel ve nesnelin teori ve pratiğin bilme ve yapmanın somut tarihi bilgisinden yanayız"(Mao, Pratik Üzerine).
İşte dogmacılık bu anlamda marksizmin reddettiği bir akımdır. Marksizmin teorisini dondurmaya yönelir. Marksizmin lafızlarına sıkı sıkıya sarılır, gelişen ve ortaya çıkan her yeni durumu incelemeye gerek görmeden büyük ustaların yazılarına atıflarla yetinir. O, marksizmi bir dogmalar yığını olarak görür. Dogmacının kafasında hareket mekanik bir anlam kazanır. Bu haliyle tarihi de tekrarlardan ibaret bir oluşum olarak, değerlendirir. Dogmatik düşünce olayları büyük tarihsel paralelliklerle açıklar. Bugün olmakta olanları dün olanlara benzetir. Dün olanlar için söylenen ve yazılanları bugün olanlara uydurmakla yetinir. (Lenin'in II.Enternasyonal revizyonistlerinin Alman ve İngiliz emperyalist politikalarını desteklemeleri üzerine onlar için kullandığı "sosyal şoven-sosyal emperyalist" sözcüklerinin altını çizip onları defalarca, olur olmaz yerde aktararak bugün Sovyet revizyonizminin "sosyal emperyalist" olduğunu kanıtlar(!). Ülkemizdeki revizyonistlere de sosyal-faşist(!) der). Olaylar arasındaki kaba benzerlikler onun için büyük bir anlam ifade eder ve herşeyi de bu kaba benzetmelerin üzerine kurar. Marksizme göre "eski" "yeni"nin içinde vardır ama, "yeni" olan "eski" den farklı bir şeydir, İşte dogmacının mekanist bakışı, yenideki eskiyi görür. Yeniyi eskinin bir tekrarı sanır (yeni çarlar, yeni Hitler'ler keşfeder).