Giriş |  Kayıt

Hoşgeldiniz

Felsefe Forumuna Hoşgeldiniz.
Felsefe ,Psikanaliz,Varoluşçu Psikoterapi,Sanat ile ilgili konu ve tartışmalara buradan ulaşabilirsiniz.

Felsefe Forumu Sohbet Odası açılmıştır
Sn Misafirler,üye olmanız halinde"aktif başlıkları göster" butonu eklenecektir.
Foruma yeni başlayanlar için tanıtım kılavuzunu okuyun..
Felsefe forumu 17.Nisan 2009 tarihinde kuruldu.

Kardeş sitelerimiz Varoluşçu Psikoterapi ve Freud ve Psikanaliz 'i ziyaret ettiniz mi?

Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 17 mesaj ] 

14 Eyl 2009, 18:40

Çevrimdışı
 Re: Marxizm Sözlüğü
Köşe Sahibi Üye
Köşe Sahibi Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 20 Haz 2009, 19:41
Mesajlar: 2018
Yaş: 63
 Profil Özel mesaj gönder  
Teşekkürler...yine bir şeyler öğrendim...bunları da unutacağımdan eminim ama bir yerlerde bir şeyler kalır umarım...


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

11 Eki 2009, 23:55

Çevrimdışı
 Re: Marxizm Sözlüğü
yeni üye
yeni üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 22 Tem 2009, 01:38
Mesajlar: 1
 Profil Özel mesaj gönder  
faydalı ve güzel bir paylaşım.çok teşekkürler.

_________________
Hekes kendine ait ve herşey herkese!


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

13 Kas 2009, 17:32

Çevrimdışı
 Küçük Burjuva Nedir?
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesaj Panosu Yöneticisi
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 17 Nis 2009, 02:19
Mesajlar: 2226
Yaş: 45
Konum: Admin
 Profil Özel mesaj gönder  
Küçük-Burjuvanın Anatomisi
Elif Çağlı


İnsanlar daha önceki sınıflı toplumlarda olduğu gibi kapitalizmde de, toplumsal üretim sisteminde tuttukları yere, üretim araçlarıyla olan ilişkilerine, emeğin toplumsal örgütlenmesindeki rollerine ve dolayısıyla toplumsal zenginlikten aldıkları payın boyutlarına göre birbirlerinden ayrılan büyük gruplara, sınıflara bölünmüş durumdalar. Kapitalist toplumda küçük-burjuvazi, bu toplumun iki temel sınıfı, burjuvazi ve proletarya arasına sıkışmış bir ara sınıf oluşturuyor. Bilimsel anlamda küçük-burjuvazi, bir yandan mülk sahibi olması nedeniyle kapitaliste, diğer yandan ise esasen kendi işgücünü sarf ederek varlığını sürdürmesi nedeniyle işçiye benzemektedir. Modern sanayi toplumunda küçük-burjuvazi, yapısal özellikleri, yaşam tarzı ve yaşam standartları açısından son derece karmaşık bir 'sınıf'tır.

Kapitalizm kendinden önce gelen sınıflı toplumlardan kırın ve kentin küçük mülk sahibi unsurlarını devralmış ve bunların arasına yenilerini de katmıştı. Küçük toprak sahibi köylülerin yanı sıra, küçük dükkân ve atölye sahibi esnaf ve zanaatkârlar kapitalizm öncesinde de var olan geleneksel küçük-burjuva katmanları oluşturmaktaydılar. Kapitalist gelişme, geçmiş dönemlerin bu küçük-burjuva katmanlarını mülklerinden edecek ve onları işçi sınıfının saflarına katılmak zorunda bırakacak doğrultuda yol aldı. Yine de bu unsurlar kapitalizmde bir bütün olarak ortadan kalkmadığı gibi, kapitalizm özellikle kentlerde küçük-burjuvaziyi yeni katılımlarla beslemeye devam etti. Kentin bu yeni küçük-burjuvaları geçmiştekinden farklı olarak okumuş meslek sahiplerinden oluşuyordu.

Ancak bu durum da son tahlilde kapitalist gelişmenin ara duraklarından ibarettir. Kapitalizmin genel gelişme eğilimi, geleneksel küçük-mülk sahibi sınıfları proleterleştirmek ve kentin meslek sahibi okumuşlarının ayrıcalıklı konumuna son vermek yönündedir. Marksist geçinen bazı yazarların 'yeni orta katmanlar' diye kalabalık bir ara sınıf tanımlamaları, içi bilimsel verilerle doldurulamayan iddialardır.
Bu durum, bugün artık önemli bir bölümüyle ücretli çalışan ve bu konumlarıyla işçi sınıfının bir parçasını oluşturan eğitimli işgücünü (doktor, avukat, mühendis, öğretmen vb.), geçmiş dönemlerde olduğu gibi bütünüyle bağımsız çalışan serbest meslek sahibi bir katman olarak ele alma yanılgısından veya çarpıtmasından kaynaklanıyor.


Lenin, kapitalist gelişmenin insan emeğinin tüm alanlarında büro ve meslek sahibi işçilerin sayısını dikkate değer bir hızla arttırdığına ve okumuş kesimler için büyüyen bir talep yarattığına değinir.
Bu kesimler, kapitalist gelişme onların bağımsız pozisyonunu ellerinden aldığı, onları ücretli işçi olmaya zorladığı ve yaşam standartlarını düşürdüğü için nesnel olarak işçi sınıfına bağlanırlar. Ama, ilişkileri ve dünya görüşleri bakımından burjuva düzenden kolay kolay kopamazlar.
Gerçi bilinçsiz işçiler de tamamen burjuva düzenin etkisi altında yaşamlarını sürdürür, sınıflarının gücünden bihaber durumda, sınıf atlama, zenginleşme düşleri kurarlar.
Ne var ki okumuş kişiler nesnel açıdan işçileştiklerinde bile, genelde kendilerini işçi sınıfının bir parçası olarak görmemekte fazlasıyla direnirler. İşçilere oranla üstün bir konuma sahip oldukları düşüncesiyle böbürlenir, burjuva düzene çok daha derinden görünmez binbir iplikle bağlı bulunur ve yaşamlarını çoğunlukla burjuvalaşma hayalleri temelinde sürdürürler.

Kapitalizmde bilimsel açıdan ara sınıfın küçüldüğü, işçi sınıfının ise devasa büyüdüğü aşikâr bir gerçektir. Böylece bu ara sınıfın nesnel dayanakları alabildiğine zayıflamaktadır. Fakat küçük-burjuvazinin modern toplumda tuttuğu yer nesnel olarak önemini yitirmekte olsa da, küçük-burjuvanın konumundan türeyen çeşitli sosyal ve siyasal sorunlar önemini yitirmiş değildir. Toplumsal yaşamı kavrayış tarzı olarak küçük-burjuvalık, kapitalizm öncesinden günümüze uzanan, adeta toplumun tüm dokularına sinmiş bulunan ve aslında etki alanını burjuvasından işçisine kadar genişletebilen bir zihniyettir. O nedenle de küçük-burjuva kavramı, bu ara sınıfa mensup olanlardan çok daha geniş ölçekli bir gerçekliği anlatıyor. Kapitalist gelişme nesnel bakımdan bizi giderek küçük-burjuva katmanlardan kurtarıyor, ama küçük-burjuva zihniyet bir türlü kurtulamadığımız, kapıdan kovsak bacadan giren ve neredeyse ortalama insanın yaşamı algılayışını genelleyen bir problem oluşturuyor.
Hastalık yaratan konum


Küçük-burjuvazinin kapitalist gelişme karşısında sahip olduğu 'ara' ve 'sıkışmış' toplumsal konumu, siyasal mücadele alanına da yansıyan pek çok sorun yaratmaktadır. Küçük-burjuvanın sınıf karakteri, onun yaşamın çeşitli alanlarında sergilediği ikircimli ve çelişkili tutumlarına kaynak teşkil ediyor. Kapitalizmin tarihi, küçük-burjuvazinin iki temel sınıftan tamamen bağımsız bir güç odağı oluşturamayacağını, bu sınıflardan etkilenmemiş bir siyasal tavır geliştiremeyeceğini kanıtlamıştır. Modern kapitalist toplumda küçük-burjuvazi, ya proletaryanın ya da kapitalistlerin peşinden gitmek, bu iki temel sınıftan birinin hegemonyası altına girmek durumundadır. Ancak, ara sınıf konumu küçük-burjuvayı hemen her konuda özgün bir 'orta yol' tutma çırpınışına sürüklemektedir. Bu beyhude çırpınışlar hayatın her alanında küçük-burjuvayı bir hayalperest ve kuruntucu kimliğine sürüklese de, huylu huyundan vazgeçmemektedir. Netice olarak ara sınıf konumu, çürüyen kapitalizmin katlanılmaz kıldığı toplumsal sorunlar karşısında mücadeleci bir tutum alamadığı için gitgide ezilen, bunalan ve sonuçta hastalanan ortalama insanı tasvir eder gibidir.

_________________
Yaşamın ve çalışmanın temel amacı, kişinin başlangıçta olmadığı kişi olmasıdır.
M.Foucault


Varoluşçu psikoterapi ile Freud ve psikanaliz sitelerini ziyaret ettiniz mi?


iletişim: cangungen@gmail.com


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

13 Kas 2009, 22:10

Çevrimdışı
 Re: Marxizm Sözlüğü
Sadık Üye
Sadık Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 28 May 2009, 22:39
Mesajlar: 800
 Profil Özel mesaj gönder  
Başlangıçta, gayet güzel bir yorumla okuduğum yazı, sonunda kafamı karıştırmaktan başka bir işe yaramadı, sanki. Hatta şu dizeler geldi aklıma:

Mal sahibi, mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi,
Mal da yalan mülk de yalan,
Var biraz da sen oyalan

1- Yazının başında geçen mülk sahibi kavramı nedir? Serap, ben, ya da siz Can Bey, bu ortamda bir ev sahibi olduğumuzda, burjuvalaşmış mı oluyoruz hemen? Fikirlerin, tutulan yaşam yolunun, eylem ve söylemlerin hiç mi önemi yok? Benim çevremde, işçi ve köylülerin çoğunun evi, hatta dükkan, tarla vb şeyleri var, gelirleri benden çok daha düşük olanlar dahil…

2- Bir paragrafta “Kapitalizmin genel gelişme eğilimi, geleneksel küçük-mülk sahibi sınıfları proleterleştirmek ve kentin meslek sahibi okumuşlarının ayrıcalıklı konumuna son vermek yönündedir” ifadesi geçiyor,
sonlarda ise “….çürüyen kapitalizmin katlanılmaz kıldığı toplumsal sorunlar karşısında mücadeleci bir tutum alamadığı için gitgide ezilen, bunalan ve sonuçta hastalanan ortalama insanı tasvir eder gibidir” deniyor.

Kapitalizm gelişiyor mu çürüyor mu? Yoksa gelişirken çürüyor veya çürüyerek mi gelişiyor?

3- Alıntı: “Fakat küçük-burjuvazinin modern toplumda tuttuğu yer nesnel olarak önemini yitirmekte olsa da, küçük-burjuvanın konumundan türeyen çeşitli sosyal ve siyasal sorunlar önemini yitirmiş değildir. Toplumsal yaşamı kavrayış tarzı olarak küçük-burjuvalık, kapitalizm öncesinden günümüze uzanan, adeta toplumun tüm dokularına sinmiş bulunan ve aslında etki alanını burjuvasından işçisine kadar genişletebilen bir zihniyettir. O nedenle de küçük-burjuva kavramı, bu ara sınıfa mensup olanlardan çok daha geniş ölçekli bir gerçekliği anlatıyor. Kapitalist gelişme nesnel bakımdan bizi giderek küçük-burjuva katmanlardan kurtarıyor, ama küçük-burjuva zihniyet bir türlü kurtulamadığımız, kapıdan kovsak bacadan giren ve neredeyse ortalama insanın yaşamı algılayışını genelleyen bir problem oluşturuyor.”

Nedir bu “kurtarıldığımız” küçük burjuva katmanlarının, "kurtulamadığımız" zihniyet problemleri? Yani küçük burjuvaların hepsi işçi sınıfına tıkılınca problem kalmayacak öyle mi? Bir de, anlaşılan o ki, bu sınıfın olması ayrı kötü, bu sınıf gibi davranmak ayrı… Neden küçük burjuva olmak bu kadar kötü? E, zaten şimdiki işçilerin de eski işçiler olmadığı söyleniyor…
Bütün bunlar elbisenin bedene uymadığını göstermiyor mu?
Niye, yeni tanımlama-sınıflama-alt gruplamadan bu kadar kaçınılıyor?… eldekini de kaybetme korkusundan mı, dağılıp yitip gitmekten mi çekiniliyor?
Neden sorunu bilinç-felsefe-yaşam tarzı bağlamına oturtmak yerine, ısrarla, hem ekonomik, hem eğitim, hem yaşam tarzı açısından ortak özellikleri olmayan grupları, aynı sınıfa (illa ki işçi ya da zorunlu küçük burjuva) kapatarak ifade etmekte, bu kadar ısrar ediliyor? ->>>>

Ve yukarıda sözü geçen, kurtarıldığımız söylenen “biz” kimiz? Ya da siz kimsiniz? Ben kimim?

Sahi Can Bey, siz kimlerdensiniz?

_________________
varlığa anlam kazandıran yokluktur...


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

14 Kas 2009, 14:09

Çevrimdışı
 Re: Marxizm Sözlüğü
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesaj Panosu Yöneticisi
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 17 Nis 2009, 02:19
Mesajlar: 2226
Yaş: 45
Konum: Admin
 Profil Özel mesaj gönder  
minmis yazdı:
Başlangıçta, gayet güzel bir yorumla okuduğum yazı, sonunda kafamı karıştırmaktan başka bir işe yaramadı, sanki. Hatta şu dizeler geldi aklıma:

Mal sahibi, mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi,
Mal da yalan mülk de yalan,
Var biraz da sen oyalan

1- Yazının başında geçen mülk sahibi kavramı nedir? Serap, ben, ya da siz Can Bey, bu ortamda bir ev sahibi olduğumuzda, burjuvalaşmış mı oluyoruz hemen? Fikirlerin, tutulan yaşam yolunun, eylem ve söylemlerin hiç mi önemi yok? Benim çevremde, işçi ve köylülerin çoğunun evi, hatta dükkan, tarla vb şeyleri var, gelirleri benden çok daha düşük olanlar dahil…


Mine hanım yazıya gösterdiğiniz ilgi ve dikkatli okumanız neticesinde ortaya koyduğunuz eleştirileri paylaştığınız için teşekkür ederim.
Mülkiyete dayanan bir sistem içerisinde bulunduğumuzdan herkes yaşayabilmek için bir ev,tarla ,arazi bir şeylerin sahibi olmaya çalışıyor.Ancak bir ev araba vb. alınca yaşamınızı garanti etmiş olmuyorsunuz.Çalışmanız ve haftalık-aylık gelir sağlamanız gerekir.

Dolayısı ile burada bahsedilen mülksüzlük (kapitalizmin küçük toprak sahiplerini mülksüzleştirmesi süreci ki buna köyden kente göç deniyor) hiç bir şeye sahip olmama anlamında değil ,üretim araçlarına sahip olmama ,kapitalistin sağlayacağı iş aletleri ve bina vb olmadan üretim yapamayacak durumda olma anlamına geliyor.

Feodal dönemin serfinden farklı olarak kapitalist sistemde emekçi bağlı olduğu toprağından ve üretim araçlarından (çift,saban vb) kopartılmış ve büyük şehirlerde çalışmaya ,yani sahibi olduğu metalaştırılmış tek gücü = emeğini (görünüşte özgürce) satmaya mecbur edilmiş oluyor.Bu süreç tarihsel koşulların zorlaması ile (üretici güçlerin yani teknoloji ve enerji kaynaklarının gelişmesi ile) gerçekleşmiş bir süreç.

minmis yazdı:
2-Bir paragrafta “Kapitalizmin genel gelişme eğilimi, geleneksel küçük-mülk sahibi sınıfları proleterleştirmek ve kentin meslek sahibi okumuşlarının ayrıcalıklı konumuna son vermek yönündedir” ifadesi geçiyor,
sonlarda ise “….çürüyen kapitalizmin katlanılmaz kıldığı toplumsal sorunlar karşısında mücadeleci bir tutum alamadığı için gitgide ezilen, bunalan ve sonuçta hastalanan ortalama insanı tasvir eder gibidir” deniyor.

Kapitalizm gelişiyor mu çürüyor mu? Yoksa gelişirken çürüyor veya çürüyerek mi gelişiyor?


Evet,kapitalist kendi emeğini sahip olduğu üretim araçları ile değere çeviren bağımsız çalışanları istemez.Bunları üretim araçlarından kopararak artı değer sömürüsüne tabi ücretli çalışan (işçi de diyebiliriz ben kendi adıma gocunmam zaten ssk lıyım) sınıfına sokmak ister.Buna proleterleştirmek deniyor.Eğitimli meslek sahibi insanların ,örneğin hekimlerin hastanelere -sağlık ocaklarına,avukatların hukuk bürolarına vb bağlanarak kendi işyerlerinde çalışmalarının önüne geçilmesine çalışıldığını biliyoruz.Öne sürülen sebep her ne kadar sistemin böyle daha verimli çalıştığı şeklinde olsa da asıl verimliliğin çalışanların emeklerinin önemli ölçüde sömürülmesine bağlı olduğu bir gerçek.Örneğin üniversite hastaneleri acilde,poliklinik ve ameliyathanelerde gece gündüz çalışıp nöbet tutarak karşılığında çok az bir ücret alan genç asistan doktorların ve hemşirelerin sömürüsü ile finanse ediliyor.Kim sömürüyor bu çalışanları peki? Buraya kaynak aktarmayan ve üniversiteleri döner sermaye ile geçinmeye muhtaç eden iktidar sömürüyor tabi ki.Yani üniversitenin kasasında fazladan para birikmiyor olması bu insanların sömürülmediği anlamına gelmez.Hekimlere bu esnada "küçük burjuva" anlayışı aşılanarak "ileride çok para kazanacakları" ve sınıf atlayacakları söyleniyor(fısıltı gazetesi) ancak bu az sayıda bir hekim (ki onlara çok seçkin doktor veya hastane sahipleri oluyor)grubu için geçerli.Çoğu sizin,benim gibi vasat düzeyde bir hayat sürebiliyorlar.Bu durumda da sanki vaadin yerine gelmemesi sistem sorunu değil de, kişisel bir başarısızlığın eseri imiş gibi bir tablo ortaya çıkıyor.Oysa ki akademisyenlerin kadro sayısı belli,herkes profesör olup para kıramaz.(kaldı ki tam gün yasası ile profesörleri de proleterleştirmek gibi bir düşüncesi var iktidarın) Ayrıca özel hastane açmak da kolay değil,sermayesi olan açıyor.

Kapitalizm gelişiyor zira durduğu yerde çöker.Çürümesi insani değerlein rafa kalkması-yozlaşması ve sömürünün giderek dozunun artması anlamlarında kullanılıyor.Sömürünün giderek arttığının isbatı küresel ölçekte biriken muazzam "artı-değer" havuzudur.Bu havuz tahvillere ,borsaya spekülatif sermaye olarak girmekte ve kendisini sanal olarak da çoğaltmakta.

minmis yazdı:
3- Alıntı: “Fakat küçük-burjuvazinin modern toplumda tuttuğu yer nesnel olarak önemini yitirmekte olsa da, küçük-burjuvanın konumundan türeyen çeşitli sosyal ve siyasal sorunlar önemini yitirmiş değildir. Toplumsal yaşamı kavrayış tarzı olarak küçük-burjuvalık, kapitalizm öncesinden günümüze uzanan, adeta toplumun tüm dokularına sinmiş bulunan ve aslında etki alanını burjuvasından işçisine kadar genişletebilen bir zihniyettir. O nedenle de küçük-burjuva kavramı, bu ara sınıfa mensup olanlardan çok daha geniş ölçekli bir gerçekliği anlatıyor. Kapitalist gelişme nesnel bakımdan bizi giderek küçük-burjuva katmanlardan kurtarıyor, ama küçük-burjuva zihniyet bir türlü kurtulamadığımız, kapıdan kovsak bacadan giren ve neredeyse ortalama insanın yaşamı algılayışını genelleyen bir problem oluşturuyor.”

Nedir bu “kurtarıldığımız” küçük burjuva katmanlarının, "kurtulamadığımız" zihniyet problemleri? Yani küçük burjuvaların hepsi işçi sınıfına tıkılınca problem kalmayacak öyle mi? Bir de, anlaşılan o ki, bu sınıfın olması ayrı kötü, bu sınıf gibi davranmak ayrı… Neden küçük burjuva olmak bu kadar kötü? E, zaten şimdiki işçilerin de eski işçiler olmadığı söyleniyor…


Küçük burjuva tabir edilen kesim,bağımsız çalışan esnaf ,zanaatkar veya ücreti biraz yüksek teknik eleman (doktor,mühendis,öğretmen,memur) sınıf çatışmasından muaf olduğunu ,ayrıcalıklı olduğunu düşünen kesimdir.Kendilerine "işçi" sıfatını (eskiden amele denirdi ki daha kötüydü bu sınıfa) yakıştıramazlar. İşçi onların gözünde "kaba saba,az okumuş,köyden kente göçmüş,bayağı" birisi olarak canlanır.

Bakkal dükkanı varsa geliştirerek markete döndüreceği günlerin özlemin çeker,doktorsa büyük paralar kazanmayı hastane ortağı olmayı arzular.Her ne ise onun için bu gün önemli değildir.O gelecek günlerin "burjuvası" olmayı hayal eder.Bu yüzden küçük burjuvalar proleteryaya yakın durmazlar.Burjuvalar ile ittifak yapar ve oylarını bu kesimin partilerine atarlar.Örgütlere,sendikalara, grevlere katılmaz, katılanları küçümserler.Oysaki burjuvazi bağımsız çalışan kesimi de giderek proleterleştirmek ister.Zira kapitalist için "emek gücü" kar amacı ile satın alabileceği çok değerli bir "meta"dır.Üretim araçlarını kaybederek mülksüzleşen kesimin mecburen emek pazarında yerini alması burjuva kesiminin en büyük arzusudur.

Not:Burjuva tabiri kapitalistleri tanımlamakta.Yanında emekçi çalıştıracak,onların sırtından kar edecek (ki karın böyle gerçekleşmediği yönünde çoğu kez itirazlar yapılır) yeni fabrikalar açacak,yahut rantiyeci olacak vb

minmis yazdı:
Bütün bunlar elbisenin bedene uymadığını göstermiyor mu?
Niye, yeni tanımlama-sınıflama-alt gruplamadan bu kadar kaçınılıyor?… eldekini de kaybetme korkusundan mı, dağılıp yitip gitmekten mi çekiniliyor?
Neden sorunu bilinç-felsefe-yaşam tarzı bağlamına oturtmak yerine, ısrarla, hem ekonomik, hem eğitim, hem yaşam tarzı açısından ortak özellikleri olmayan grupları, aynı sınıfa (illa ki işçi ya da zorunlu küçük burjuva) kapatarak ifade etmekte, bu kadar ısrar ediliyor? ->>>>

Ve yukarıda sözü geçen, kurtarıldığımız söylenen “biz” kimiz? Ya da siz kimsiniz? Ben kimim?

Sahi Can Bey, siz kimlerdensiniz?


Şahsi düşüncem,öncelikle "sınıflar üstü" varlıklar olmadığımızı,kapitalist ekonomik düzenin içersinde hepimizi barındıracak kategoriler olduğunu alçak gönüllülükle kabul etmeliyiz.Gözümüzün önünde olan biten olayları açıklayabilmek için teorik ve akılcı bir düşünce yöntemine muhtacız.Yoksa bu aslen somut olaylar, nereden geldiği ve nereye gittiği bilinmeyen hayaletimsi anlamsız olgular olarak bir görünüp bir kaybolacaktır.

Beni özel olarak soruyorsanız ben tıpkı ailem gibi işçi-emekçi sınıfından birisiyim.Emeğim dışında geçimimi sürdürebilecek kaynağım yok.Bir kapitalistin yada devletin beni istihdam etmesine muhtacım.Öte yandan daha büyük-lüks konut,jip,hastane ortaklığı vb ,ikinci ev alıp kira geliri şeklinde rantiyecilik gibi burjuva sınıfına atlamaya doğru (küçük burjuva) özlemlerim yok.En büyük hayalim bağımsız olabilmek adına bir muayenehane açıp geçinebilmek ancak böyle bir hayalden kime bahsetsem açsan bile altı ayda kapatırsın diyor.

Kimsenin kimseye muhtaç olmadığı ,sömürünün olmadığı,çıkarın değil eşitliğin ,aklın ve makul düzeyde ihtiyaçların karşılandığı bir toplumun hayali kuruyorum.

_________________
Yaşamın ve çalışmanın temel amacı, kişinin başlangıçta olmadığı kişi olmasıdır.
M.Foucault


Varoluşçu psikoterapi ile Freud ve psikanaliz sitelerini ziyaret ettiniz mi?


iletişim: cangungen@gmail.com


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

14 Kas 2009, 14:55

Çevrimdışı
 Re: Marxizm Sözlüğü
Sadık Üye
Sadık Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 28 May 2009, 22:39
Mesajlar: 800
 Profil Özel mesaj gönder  
Çok yararlandım, teşekkür ederim...
(!) hiii !!!


Sanki, insanın sahip oldukları değil de, hayalleri, özlemleri bir sınıfa dahil etmede ön planda olan unsur gibi oldu...öyle mi? :smile:

Gökyüzü yazdı:
Kimsenin kimseye muhtaç olmadığı ,sömürünün olmadığı,çıkarın değil eşitliğin ,aklın ve makul düzeyde ihtiyaçların karşılandığı bir toplumun hayali kuruyorum.


Aynı toplumda hayat sürmek dileğiyle... :->>>

_________________
varlığa anlam kazandıran yokluktur...


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

14 Kas 2009, 17:43

Çevrimdışı
 Re: Marxizm Sözlüğü
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesaj Panosu Yöneticisi
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 17 Nis 2009, 02:19
Mesajlar: 2226
Yaş: 45
Konum: Admin
 Profil Özel mesaj gönder  
minmis yazdı:
Sanki, insanın sahip oldukları değil de, hayalleri, özlemleri bir sınıfa dahil etmede ön planda olan unsur gibi oldu...öyle mi?


Küçük burjuva için durum aynı söylediğiniz gibi...
Ben teşekkür ederim Mine hanım.

_________________
Yaşamın ve çalışmanın temel amacı, kişinin başlangıçta olmadığı kişi olmasıdır.
M.Foucault


Varoluşçu psikoterapi ile Freud ve psikanaliz sitelerini ziyaret ettiniz mi?


iletişim: cangungen@gmail.com


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 17 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Culture and Art Other


ShoutMix chat widget

XHTML 1.0 Standartlarina Uygundur!  CSS 2.1 Standartlarina Uygundur!  Foruz