Giriş |  Kayıt

Hoşgeldiniz

Felsefe Forumu'na hoş geldiniz.
Yalnızca kayıtlı üyelerimiz "aktif başlıkları göster"
butonu ile son tartışmaları görebilir ve katılabilirler.

Felsefe forumu sayfasını facebooktan takip etmek için beğenin
İyi forumlar!

Önemli forum içeriklerinden bazılarına
http://ww.cangungen.com
http://varoluscuterapi.net
ulaşabilirsiniz.


Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 18 mesaj ] 

20 Ara 2010, 22:11

Çevrimdışı
 Albert Einstein'dan
Köşe Sahibi Üye
Köşe Sahibi Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 28 May 2009, 22:39
Mesajlar: 2619
 Profil Özel mesaj gönder  
Dünyayı Nasıl Görüyorum?

Biz dünyalıların ne garip bir durumu var! Burada kısa bir süre için bulunuyoruz. Niçin geldiğimizi bilmiyoruz, sezer gibi oluyoruz zaman zaman. Ama, çok derinlere gitmeden, günlük yaşam bakımından başkaları için var olduğumuzu biliyoruz; önce, bütün mutluluğumuzu gülümsemelerine ve rahatlarına bağladığımız kimseler için, sonra da, yakından tanımadığımız ama kaderlerine sevgiyle bağlı olduğumuz bütün insanlar için.İç Ve dış hayatımın, ölü ve diri bütün insanların emeğine bağlı olduğunu, aldığım ve hâlâ almakta olduğum şeyleri aynı ölçüde var gücümle vermeğe çalışmam gerektiğini her gün durmadan düşünüyorum. Azla yetinmek gereğini duyuyorum ve çok kez başkalarına gereğinden fazla iş yüklediğimi düşünüp üzülüyorum. Bana öyle geliyor ki,toplumun sınıfları arasındaki ayrılıklar haksız ve yersizdir; bu ayrılıklar, aslında, zorbalığa dayanmaktadır. Ayrıca şuna da inanıyorum ki, sade ve kendi halinde bir yaşayış, beden ve kafa bakımından herkes için daha iyidir.

İnsanın filozofik anlamdaki özgürlüğüne hiç de inanmıyorum.
Her birimizin davranışları, yalnız dış baskıların değil içten gelen bir takım zorunlukların da etkisindedir. Schopenhauer'in «Bir insan istediğini yapar ama, istediğini istiyemez» sözü tâ gençliğimde içime işlemiş ve gerek kendi hayatımdaki gerek başkalarının hayatındaki sıkıntılar karşısında sürekli bir avunma, tükenmez bir sabır ve hoşgörü kaynağı olmuştur.

Bu düşünce, insanın kolayca elini,kolunu bağlayan sorumluluk duygusunu yumuşatır, gerek kendimizi gerek başkalarını gereğinden çok ciddiye almamızı önler; humur'a (gülen düşünceye) yer veren bir hayat görüşüne götürür bizi.

İnsan hayatının, genel olarak, yaradılışın anlamını ya da amacım" araştırmak, nesnel bakımdan saçma gelir bana öteden beri. Bununla birlikte, herkesin davranış ve yargılarını yöneten bir takım ülküler vardır.

Bu bakımdan, rahatlık ve mutluluğa, hiç bir zaman birer amaç gözüyle bakmadım. Böyle bir ahlaksal temel domuz sürülerine yaraşır daha çok. Yolumu aydınlatan, bana durmadan yaşama sevinci ve cesareti veren ülküler,İYİLİK, GÜZELLİK ve DOĞRULUK olmuştur. Aynı inançları paylaştığım insanlarla birlik olduğumu duymasam, sanat alanında ve bilim araştırmalarında hiç bir zaman ulaşılamıyacak bir amaca yönelmesem, hayat bana bomboş gelebilirdi. Nice insanların her gün ardına düştükleri mal mülk edinme, kolay başarı kazanma, süslü püslü yaşama, tâ çocukluğumdan beri tiksinti uyandırmıştır bende...

Bende coşkun bir toplumsl adalet ve sorumluluk duygusu vardır ama, nedense insanlara ve insan topluluklarına doğrudan doğruya bağlanma isteği hemen hiç yoktur.

Ben tek başına düşünen bir insanım, dar anlamıyla hiç bir zaman bütün yüreğimle ne devlete bağlı kalmışımdır, ne ana yurda, ne dostlar çevresine, ne de aileye. Bütün bu bağlara karşı hiç eksilmeyen bir yabancılık ve yalnızlık duygusu beslemişimdir.Bu duygum yaşlandıkça daha da artmıştır. İnsan vahlanarak da olsa, başkalarıyla anlaşma ve uzlaşmanın bir sınırı olduğunu açıkça görür. Bunu gören, gerçi,iç temizliğini, kaygısızlığını azçok yitirir. Ama, buna karşılık, başkalarının düşüncelerinden, alışkanlıklarından ve yargılarından geniş ölçüde bağımsız, kalarak kendi dengesini hiç de sağlam olmayan bir temel üstüne kurmaya kalkmaz.

Alıntı: Felsefe Kulübü

_________________
yaşamın gizini kendinin izini sürmek güzel...


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

02 Oca 2011, 22:46

Çevrimdışı
 Re: Albert Einstein'dan
Köşe Sahibi Üye
Köşe Sahibi Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 28 May 2009, 22:39
Mesajlar: 2619
 Profil Özel mesaj gönder  
-Açlıktan karnı guruldayandan dürüst politikacı olmaz.

-Akıllı ve iyi niyetli insanlara özgü bir ada olması için neler vermezdim; öyle bir yer olsa ben bile vatansever kesilirdim.

-Bana güvenilen bir sırrı kutsal bir emanet gibi saklarım, ama sırları elimden geldiği kadar bilmemeye çalışırım.

-Bir kum tanesinin sırrını çözmeyi başarsaydık, bütün dünyanın sırrını öğrenmiş olurduk.

-Sorunlar, onları yaratanların mantığı ile çözümlenemez.

-Sağduyu, onsekizine kadar edindiğimiz önyargılar toplamıdır.

-Propagandayla zehirlenmedikleri sürece kitleler asla savaş düşkünü değildirler.

-İnsanlar bundan 100 sene sonra Gandhi diye bir insanın yer yüzünden geçtiğine inanamayacak ve onu bir efsane sanacaklar. Bu kadar değişeceğiz..

-İnsan savaş gibi inanmadığı bir şey için acı çekeceğine, barış gibi inandığı bir dava uğruna ölse daha iyi değil mi ?

- Hayal bilimden daha önemlidir, çünkü bilim sınırlıdır.

-Günde yüz kez kendime iç ve dış yaşamımın, yaşayan ya da ölü başka insanların emeğine dayandığını hatırlatıyorum; çok derinlere dalmadan günlük yaşamdan biliyoruz ki, bir insan başkaları için vardır.

-Gerçeği aramak onu elde etmekten daha kıymetlidir.

-Gençliğimizde düşüncelerimizi oluşturan tüm konular sevgiyle ilgilidir, sonraları ise tüm sevgimiz düşüncelerimiz olur.

-Gerçeklikle karşılaştırıldığında, bilimde vardığımız düzey ilkeldir, çocuk oyuncağıdır. Ama sahip olduğumuz en değerli şey odur

- Bana inanın dostlarım , Dünyada bir tane dahi çocuk mutsuz olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler olmayacaktır...

Kaynak: Aforizma Einstein Arşivi 1944-45

_________________
yaşamın gizini kendinin izini sürmek güzel...


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

24 Tem 2011, 15:35

Çevrimdışı
 Re: Albert Einstein'dan
Köşe Sahibi Üye
Köşe Sahibi Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 28 May 2009, 22:39
Mesajlar: 2619
 Profil Özel mesaj gönder  
Bilim ve Toplum

Bilim, insan işleri üzerinde iki yoldan etki yapar. Birincisi, hepimizin bildiği bir yoldur: Bilim insan hâyatını baştan başa değiştiren, dolaysız, daha çok dolaylı olarak bir takım olanaklar yaratır. İkinci yol eğitici bir nitelik taşır - insan düşüncesini etkiler. Bunun etkisi üstünkörü bir bakışla görülmezse de, daha az derin değildir.

Bilimin en gözle görünen pratik etkisi, hayatı hem zenginleştiren, hem karmaşık hale sokan bir takım buluşlara yol açmasıdır; bunlar, buhar makinası, demiryolu,elektrik gücü ve ışığı, telgraf, radyo, otomobil, uçak, dinamit vb. gibi buluşlardır.Bunlara bir de biyoloji ve tıp alanında insan hayatını koruma amacıyla yapılan buluşları, özellikte acıları dindirme yollarını ve yiyecekleri koruyup saklamaya yarayan teknik icatları eklemek gerekir.

Ama, bütün bu buluşların insana sağladığı en büyük iyilik, eskiden, .basit yaşayışı sürdürmek için pek gerekli olan o son derece yıpratıcı beden çalışmasından insanı kurtarmış olmasıdır bence. Bugün köleliğin genel olarak ortadan kalktığını ileri sürebiliyorsak, bunu bilimin pratik sonuçlarına borçluyuz.

Öte yandan, teknoloji, ya da uygulamalı bilim, insanlığı son derece ciddi bir takım sorunlarla karşı karşıya getirmiştir,insanlığın yaşaması, bu sorunların yararlı bir yoldan çözümlenmesine bağlıdır» Yapılacak şey, yeni bir takım toplumsal kurumlar ve gelenekler yaratmaktır. Öyle kurumlar ki, onlar olmadıkça, yeni âletler, ister istemez insanlığın başına belâların en büyüğünü açabilir.

Örgütlenmemiş bir ekonomide, mekanik üretim araçları şu sonucu doğurmuştur: İnsanlığın hatırı sayılır bir bölüğü mal üretimi bakımından artık gerekli olmaktan çıkmış ve böylece ekonomik oluşumun dışında kalmıştır. Bunun sonucu olarak da, ilk ağızda, satın alma gücünde bir azalma olmuş ve aşırı yarışma yüzünden iş gücünün değeri düşmüştür ki, bu da, git gide daralan aralıklarla, mal üretiminin ciddi olarak felce uğramasına yol açmıştır. Öte yandan, üretim araçları, bunları ellerinde tutanlara, politik kurumların geleneksel güvenekleriyle önlenemiyecek ölçüde bir güc sağlamaktadır. İnsanlık bu yeni koşullara uymak için yeni bir savaşa girişmiştir. Bizim kuşağın insanları, görevlerine yaraşır bir güc gösterebilirse, bu savaş gerçek bir kurtuluşa götürebilir.

Teknolojiye gelince, o da mesafeleri kısaltmış ve son derece etkin bir takım yeni
yıkma araçları yaratmıştır. Bu araçlar, davranışlarında alabildiğine serbest olmak isteyen ulusların elinde, insanlığın hayatını ya da güvenliğini tehlikeye koyabilmektedir. Bu durum, bütün dünya için bir tek yürütme ve yargı gücünü gerekli kılar. Ne var ki, millî gelenekler böylesi bir merkezî gücün kurulmasına umutsuzca karşı koymaktadırlar. Burada da, kendimizi yene bir savaşın, sonucu hepimizin kaderini belirliyecek bir savaşın ortasında bulunuyoruz.

Ulaştırma araçları, basılı sözü çoğaltma yolları ve radyo modern silâhlarla birleşince, bedenle ruhu merkezi bir gücün buyruğu altına koymaya yüz tutmaktadırlar ki, bu da insanlık için üçüncü bir tehlike doğurmaktadır. Çağımızın zorbalıkları ve onların yıkıcı etkileri, bu ilerlemeyi insanın yararına kullanmakta ne denli geri kaldığımızı açıkça göstermektedir. Burada da durum ve koşullar, uluslararası bir çözüm yolu ve bu çözüm için de - henüz yoksun bulunduğumuz - psikolojik bir temel gerektirmektedir.
Şimdi, bilimin insan düşüncesi üzerine yaptığı etkilere gelelim. Bilim - öncesi çağlarda, yalnız düşünce ile, bütün insanlığın zorunlu ve kesin diye kabul edebileceği sonuçlar elde edilemezdi.Tabiattaki bütün olayların katı yasalara bağlı olduğu düşüncesi de kabul edilemezdi.Tabiat yasasının, ilkel bir insanın gözündeki bölük pörçük görünüşü perilere cinlere olan inancı beslemekle kalır. Onun için, ilkel insan, bugün bile, tabiatüstü ve sorumsuz bir takım güçlerin hayatına karışabileceği korkusu içinde yaşayıp durmaktadır.

Bilimin en büyük zaferi, insanın kendine ve tabiata karşı duyduğu güvensizliği, insan aklı üstündeki etkisiyle yenmek olacaktır. Eski Yunanlılar ilkel matematikle birlikte, ilk defa olarak, sonuçlarından hiç kimsenin kaçmamıyacağı bir düşünce sistemi kurmuşlardı. Ondan sonra Rönesans bilginleri, sistemli deneyle matematik yöntemi birleştirmeyi düşündüler. Bu birleşme, tabiat yasalarını, deneyle doğrulayarak, öylesine kesin bir biçimde dile getirebiliyordu ki, tabiat biliminde artık düşünce ayrılıklarına yer kalmıyordu. O günden bu yana, her kuşak akıl ve bilgi mirasını arttırmıştır ve bütün yapıyı tehlikeye sokabilecek en ufak bir buhran korkusu kalmamıştır.

Büyük halk yığınları bilimsel araştırmanın ayrıntılarını ancak kendi dar anlayışı ölçüsünde izleyebilir. Ama, hiç değilse, büyük ve önemli bir yarar olduğunu da görür: Bu yarar da, insan düşüncesinin güvenilmeğe değer ve tabiat yasasînın evrensel olduğunu düşünmektir.


dusundurensozler.blogspot.com

_________________
yaşamın gizini kendinin izini sürmek güzel...


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

27 Tem 2011, 23:27

Çevrimdışı
 Re: Albert Einstein'dan
Köşe Sahibi Üye
Köşe Sahibi Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 28 May 2009, 22:39
Mesajlar: 2619
 Profil Özel mesaj gönder  
Bağımsız Düşünce ve Eğitim

İnsana bir uzmanlık öğretmek yetmez. Bununla insan, doğrusunu isterseniz, işe yarar bir makine olur ama, tam, eksiksiz bir kişilik kazanamaz. Elde edilmeğe değer bir şeye coşkunlukla yönelmesi gerekir onun. Bir güzellik ve ahlâkça iyilik duygusu edinmelidir. Yoksa, insan uzmanca bilgileriyle, dengeli bir biçimde gelişmiş bir insandan çok, iyi eğitilmiş bir köpeğe benzer. Komşusu ve topluluk karşısmda bir tutumu olabilmesi için.

İnsanların dürtülerini, özlemlerini ve acılarını anlamaya çalışması gerekir. Bu değerli şeyler genç kuşaklara öğretmenlerin insanca yaklaşmalarıyla aşılanır, yoksa el kitaplarıyla, yalnız onlarla değil. Kültür, her şeyden önce budur ve böyle korunur. «Humanites» yi önemli bir şey olarak salık verdiğim zaman, gözettiğim budur, yoksa, tarih ve felsefe alanında kuru bir özel bilgi değil.

Gündelik yarar bakımından yarışma ve vakitsiz uzmanlaşma sistemi üzerinde aşırı derecede durmak insan kafasını körletir. Oysa, bütün kültür hayatı ve kısacası, bilimlerin gelişmesi bu kafaya bağlıdır.

îyi bir eğitim için ayrıca, bağımsız eleştirici düşüncenin de gençlerde geliştirilmesi önemlidir. Oysa, bu gelişme gereğinden çok şey okutularak büyük ölçüde kösteklenmiştir. Gereğinden çok şey okutmak, ister istemez, düzeyde kalmaya ve kültürsüzlüğe götürür, öğretim öyle olmalı ki, sunduğu şey, değerli bir nimet sayılmalı, güç bir ödev değil.


dusundurensozler.blogsp​ot.com

_________________
yaşamın gizini kendinin izini sürmek güzel...


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

28 Tem 2011, 00:22

Çevrimdışı
 Re: Albert Einstein'dan
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye
Kayıt: 19 Oca 2011, 16:57
Mesajlar: 188
 Profil Özel mesaj gönder  
silinebilir.


En son Emre tarafından 31 Ara 2013, 14:15 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

28 Tem 2011, 00:24

Çevrimdışı
 Re: Albert Einstein'dan
Köşe Sahibi Üye
Köşe Sahibi Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 28 May 2009, 22:39
Mesajlar: 2619
 Profil Özel mesaj gönder  
:-)( !!!

_________________
yaşamın gizini kendinin izini sürmek güzel...


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

28 Eki 2011, 22:30

Çevrimdışı
 Re: Albert Einstein'dan
Köşe Sahibi Üye
Köşe Sahibi Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 28 May 2009, 22:39
Mesajlar: 2619
 Profil Özel mesaj gönder  
Kişi ve Toplum-A. Einstein

"Bilgimizin ve inançlarımızın büyük bir kısmı bize ait değil."

http://www.cafrande.org/?p=33290

_________________
yaşamın gizini kendinin izini sürmek güzel...


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

29 Eki 2011, 08:36

Çevrimdışı
 Re: Albert Einstein'dan
Köşe Sahibi Üye
Köşe Sahibi Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 20 Haz 2009, 19:41
Mesajlar: 2973
Yaş: 67
 Profil Özel mesaj gönder  
minmis yazdı:
Kişi ve Toplum-A. Einstein

"Bilgimizin ve inançlarımızın büyük bir kısmı bize ait değil." !!!

http://www.cafrande.org/?p=33290


teşekkürler, sanki Albert bir yerlerden bana destek veriyor gibi geldi, yoksa Mine'mi destek veren ..-"""


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

29 Eki 2011, 10:55

Çevrimdışı
 Re: Albert Einstein'dan
Köşe Sahibi Üye
Köşe Sahibi Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 28 May 2009, 22:39
Mesajlar: 2619
 Profil Özel mesaj gönder  
ha ha ha... ha Albert ha ben, ne farkımız var şunun şurasında Serapçım...

_________________
yaşamın gizini kendinin izini sürmek güzel...


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

02 Kas 2011, 23:14

Çevrimdışı
 Re: Albert Einstein'dan
Köşe Sahibi Üye
Köşe Sahibi Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 28 May 2009, 22:39
Mesajlar: 2619
 Profil Özel mesaj gönder  
‎''Günde yüz kez kendime iç ve dış yaşamımın, yaşayan ya da ölü başka insanların emeğine dayandığını hatırlatıyorum; çok derinlere dalmadan günlük yaşamdan biliyoruz ki, bir insan başkaları için vardır.''

Albert Einstein

_________________
yaşamın gizini kendinin izini sürmek güzel...


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 18 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Culture and Art Other


XHTML 1.0 Standartlarina Uygundur!  CSS 2.1 Standartlarina Uygundur!  Foruz